Kitlesel Silah: Toplum Mühendisliği

Toplum mühendisliği; basitçe zihin mimarlığı, daha karışık bir ifadeyle ‘toplumsal psikolojik bilinç mimarlığı’ denilen faaliyettir. Bu faaliyet toplumun geneline, belirli topluluklara veya direkt olarak bireylere karşı yürütülebilir. Son zamanlarda siyaset yahut misyonerlik faaliyeti için kullanılıyor olsa da asıl amacı, hedefteki özneyi söz konusu duruma yönlendirmektir ve asıl kullanım alanının ticaret sektörü olduğu düşünülmektedir.

Son yüzyıllarda biz farkında bile olmadan globalleşen dünya devleri, bu yönteme çok sık başvurmaktadır. İnsanlık 21.yüzyıla kadar birçok olaya tanık oldu ve bunlarla beraber birçok gelişme yaşandı. Daha 25 yıl öncesinde cebimize sığacak telefonlara ‘absürt bir hayal’ olarak bakarken şu günlerde beynimize yerleştirildiğinde bizi bilgisayara bağlayan bir çip sistemini konuşur olduk.

Peki, bunca gelişmenin arasında sanıyor musunuz ki manipülasyon teknikleri hala çok sığ kalmış olsun? Niye kimilerinin ‘üst akıl’ dediği kesim bizi yönlendirmiyor olsun? Bazen gördüğümüzü bile fark etmediğimiz şeyleri görür, duymadığımızı sandığımız şeyleri duyar ve bilinçaltımıza işleriz. Bunlar ancak yer ve zaman doğru şekilde kombine olduğunda gün yüzüne çıkar. Bu yönlendirmeler genellikle negatif ya da pozitif doğrultudadır, bir duruma sempati yahut nefret duymanızı amaçlar.

Toplum mühendisliği ve yönlendirme faaliyetlerinin tarihine baktığımızda 19. yüzyıla girilmesiyle beraber kitlesel iletişim araçları güçlenmiş ve kitlesel hareketler çoğalmıştır. Dolayısıyla da kitleyi harekete geçirecek ideolojik ve politik söylemler boy göstermiştir.

Tarihte Gerçekleşen Yönlendirme Faaliyetleri

Toplum mühendisliğini ele alıyorsak Nazi Almanyası’na değinmeden olmaz. Birçok kez uyguladıkları yöntemler kendilerinden sonraki hükümetlere örnek teşkil etmiştir. Theodore W. Adomo gibi ünlü sosyoloji kuramcıları Nazizm örnekleriyle yeni manipülatif bir gücün doğuşunu gözlemlemiş ve üzerinde yorumlarda bulunmuşlardır.

Soğuk savaş döneminde ABD ve SSCB’nin başını çektiği iki kutuplu dünyada toplum mühendisliği çeşitli şekillerde söz konusu olmuş ancak her iki kutup da birbirlerini toplumlarını yanlış yönlendirmekle suçlamıştır.

Sovyetler Birliği, Çarlık Rusyası’ndan kalan toplumsal yapı yerine Sovyet kültürünü oturtmak ve yeni ideal sosyalist vatandaşı oluşturmak adına kampanyalar düzenlemiş ve bunun için kitaplar, filmler, dergiler, gazeteler kullanmıştır. Bunun benzeri Kamboçya da başarıyla uygulanmıştır.

Aynı dönem ABD cephesi de hala kitlelere empoze etmeye devam ettiği ‘özgür dünya’ idealiyle kitleleri dünyada demokrasi için savaştığına inandırmış ve aydın çevrelerde komünist avı başlatmıştır. Kızıllarla iş birliği yaptığı düşünülen kişilerin faaliyetlerini engellemiştir.

Son dönemlerdeki birçok kitlesel ayaklanma ve tepkinin sosyal bireyin kazandığı güçle doğru orantılı arttığı düşünülmektedir. Örneğin; Yasemin devrimi ve 2011’deki Mısır İsyanı.
Bizim toplumuzda ise 6-7 Eylül olaylarının kitlesel yönlendirmeyle ortaya çıkarıldığına neredeyse kesin gözüyle bakılmaktadır.

Yazar | Ümit Alp Çiftçi

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki

Satın Aldığımız Şey Mutluluk Mu?

Sonraki

Bob Marley'in Dini: Rastafaryanizm