Küresel Isınma : Geri Dönüşü olmayacak noktadayız

Yaşadığımız dönemin belki de en önemli ama en az umursanan, her birimizi ilgilendiren sorunu küresel ısınma. Küresel ısınmaya sebep olan şeyler o kadar çok ki anlatmakla bitmez. Motorlu araçlar, fabrikalar, kömür santralleri, geri dönüşüme önem gösterilmemesi, organik atıklar, hatta moda çılgınlığı bile dolaylı yoldan buna sebep olabilir.

küresel
fabrika bacalarından çıkan zehirli gazlar

  Küresel ısınmayı önlemek için hükümetler arası pek çok antlaşma imzalandı. Günümüze en yakın olanı ise, 2016’da imzalanan Paris İklim Antlaşması’dır. (2020 yılında, 1997’de imzalanmış Kyoto Protokolünün geçerliliği bittiği için hükümetler tekrardan bu konu için bir araya gelmiştir.) Bu antlaşma 195 ülke tarafından imzalanmış, ancak 190 tanesi bu anlaşma için taraf(onay vermek) olmuştur. Henüz taraf olmayan ülkeler ise İran, Libya, Yemen, Irak ve ne yazık ki Türkiye’dir. Biliyorsunuz ki son yüzyılda dünya sıcaklığı 1,5 °C arttı. Bu antlaşmanın en önemli amacı küresel ısınmayı 2 °C’nin altında tutmak. Tabii antlaşmayı imzalayan ülkelere, bu antlaşmanın herhangi bir yaptırımı olmadığından, özellikle Amerika gibi ülkelerin çevreye verdiği zararı (%25) ne derece önler bilemiyorum.

Küresel Isınma Nedir?

  Küresel ısınmanın nasıl meydana geldiğini şu şekilde açıklayabiliriz. Dünyaya ulaşan ışık ışınlarının tamamı yeryüzüne ulaşamaz. Dünyayı çevreleyen ve biyolojik varoluşu sağlayan atmosfer, bu ışınların bir kısmını geri yansıtır. Bir kısmı atmosferde bulunan gazlar tarafından emilir. Geriye kalan enerji yeryüzüne ulaşır. Bu enerji ise gelen miktarın neredeyse yarısıdır. Işınları emen maddelerin özgül emme kapasiteleri bulunur. Bu ışınlar emildiğinde ısı olarak muhafaza edilir. Yani atmosferde bulunan bileşenlerin miktarı, yeryüzüne ulaşan enerjinin miktarını belirler diyebiliriz. Küresel ısınma ise çeşitli süreçler sonucu atmosfere salınan bazı gazlar sebebiyle dünya sıcaklığının artması ya da azalmasıdır. Bu maddeleri sera gazları başlığı altında toplayabiliriz. Karbondioksit (CO2), metan gazı (CH4), karbonmonoksit (CO), ozon (O3), hatta su buharı (H2O) bile sera gazıdır. Bunlardan en tehlikelisi ise klima ve buzdolaplarının kullanımından açığa çıkan hidroflorokarbon (HFC) çeşitleridir. Bu madde su ile kıyaslandığında, su 1 birim ısı hapsediyorsa, bir HFC çeşidi 1400 ila 120.000 birim arası ısıyı hapseder.

Küresel Isınmanın kutuplardaki etkisi

  Dünyaya ulaşan ışık, bu bahsi geçen sera gazları ile soğurulur. (Soğurulan bu ısı daha sonrasında kızılötesi ışımalar yapabilir.) Bu gazların atmosferdeki miktarının artmasıyla, bir noktadan sonra yeryüzüne ulaşan ışık tekrardan yansıdığında atmosferden çıkamaz. Bu bir döngü halinde sürekli gerçekleştiğinde ise dünya atmosferi sürekli ısınmaya başlar ve bu küresel ısınmaya sebep olur. Sonuçları; sular altında kalacak kentler, ilerleyen süreçte besin ve su kıtlığı, büyük ölçekli doğal felaketler ve çoğu canlı formunun zaten göremeyeceği bir buzul çağı.

  Peki biz bir birey olarak ne yapabiliriz?

  Fark etmişsinizdir ki sera gazlarının birçoğu karbon (C) içerir. Doğa bu karbonu ormanlarda depo eder. Orman yangınları bu depolanan karbonun açığa çıkmasına sebep olur. Bizim birey olarak yapabileceğimiz en önemli 3 şey; her tür gereksiz tüketimi azaltmak, ağaçlarımıza sahip çıkmak ve ağaç dikmek olacaktır.

  Son olarak;

 “Biz bu dünyayı; atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık.” -Kızılderili Atasözü

Bu yazı ilginizi çektiyse Kahvenin Tarihi, Psikolojik Yaklaşımı ve Etnik Olarak Tüketimi yazımıza bakabilir. Ayrıca bizi Instagram ve Twitter’dan takip edebilirsiniz.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki
Eldridge gemisi

PHILADELPHIA DENEYİ

Sonraki

Öfkelendiğimizde Ne Olur ?