vatan yahut Silistre

Yakın Tarihimizin 1 Nisan’ı

1564 yılının Fransa’sında değişen takvim ile izahı olmayan eylemlerin mizahı yapılmış olacak ki yeni takvimde 1 Nisan yerine 1 Ocak’ın yılbaşı oluşundan ötürü halk yeni takvimi beğenmeyip bunun şakasını yapmıştır ve bu günümüze kadar gelmiştir.

1 Nisan’da Türkler

Bizim de 1 Nisan‘ımız var elbet. Hem de en güçlü liderlerimizden olan Mustafa Kemal Atatürk’ün gücüne güç, ününe ün katacak bir tarihe değineceğiz.

Edebiyatta ferman üzerine fermanlar yazılırken, akımlar birbirini kovalarken güçlü kalemlerimiz mürekkep damlatmaya devam ediyordu. Bu mürekkep öyle bir damlayacaktı ki, halkın birçok kesimi ayaklanacak ve ülkeleri üzerine bulunan kara bulutları yok etmek isteyecekti.

Vatan Şairimiz, Namık Kemal’in 1872’de yazdığı, ve ilk romantik Tiyatro oyunu olan Vatan Yahut Silistre, 1 Nisan 1873 yılında Gedikpaşa Tiyatrosunda ilk kez sahnelenmişti, oyun bittikten sonra galeyana gelen izleyiciler aralarına halkı da katarak bir ayaklanma başlatmıştı. Dönemin baskıcı devletlerinin içimize kadar girip türlü eziyetlere maruz bıraktığı Payitaht(Başkent) halkı vatanseverlik ve milliyetçilik duygularıyla resmen baskıcı devletlere başkaldırmıştı. Maalesef oyunu yazan Namık Kemal Magosa’ya, sahneleyen Agop Bey ve Kumpanyası ’da farklı yerlere sürgün edilmişti.

1 nisan
1 Nisan 1873 Vatan yahut Silistre

Aradan yıllar geçse de bu günü şanlı kılacak büyük bir eylem gerçekleşti.

Edirne’de 2 ay kadar bulunan ve bu sürede 16. Kolordu’nun ikmal ve toparlanma eğitimini üstlenen Mustafa Kemal bir de askeri bir eser yaratmış oldu. Taktik Meselesinin Çözümü ve Emirlerin Yazılmasına İlişkin Öğütler adlı eserini bu süreçte tamamlayıp yayımlamıştı. Edirne’de 16. Kolordu eğitimine devam ederken Doğu’da Ruslar birçok ili işgal etti. 16. Kolordu ve Mustafa Kemal bu duruma son vermek için görevlendirildiler ve Diyarbakır’a doğru yola çıktılar. Nihayetinde 27 Mart tarihinde Diyarbakır’a vardılar. Albay rütbesinden daha ağır ve sorumluluk isteyen eylemleri başarılı bir şekilde gerçekleştirdiği için 1 Nisan 1916 tarihinde, 35 yaşında Tuğgeneralliğe yükseltilip Paşa unvanını aldı.

  1. Dünya Savaşından sonra da bu tarihte büyük bir gelişme meydana gelecekti.

Büyük savaşın bitmesinin Anadolu toprakları için bir önemi yoktu lakin Sevr Antlaşması elimizi kelepçelemiş, gözümüzü kapatmış ve dört yanımızda düşman bayrağı gerdirmişti. Buna son verecek olan isimler zaten rütbelerini fazlasıyla hak eden komutanlardan ve gözünü vatan bağımsızlığı bürümüş, eğitim almış bir komutan gibi, kadını, erkeği, yaşlısı hatta çocuğu ile cepheye gitmek isteyen halktan oluşmaktaydı.

Ankara Hükümeti ve Milli Mücadele’nin gücünü kırıp Sevr Antlaşmasını zorunlu kılmak isteyen Yunan ordusu ve hükümeti hiç beklemediği bir savaş sonucuyla karşılaşacaktı.

23 Mart 1921 tarihinde Londra Antlaşmasına giden Türk heyeti daha yoldayken, Uşak’ta bulunan Yunan ordusu, Eskişehir ve Afyonkarahisar istikametine saldırarak İkinci İnönü Muharebesini başlatmışlardı.  Yunan ordusu savaşın ilk günlerinde savaşı önde götürürken İsmet Paşa’nın karşı taaruz emriyle Yunan ordusu çekilmek zorunda kaldı. Yunan ordusu çekilirken süvari birliğimiz de peşlerinden gidip düşmana ağır kayıplar verdirmişti. 30 Mart 1921 tarihinde ikinci kez saldırıya geçen Yunan ordusu tamamen püskürtülmüş, Afyon şehrimizden çekilmek zorunda kalmıştır fakat yine çekilirken süvarilerimiz tarafından Yenişehir havzasında ağır bir darbe daha alan Yunan ordusu bu savaşı kaybetmiştir. 1 Nisan 1921 tarihinde İsmet Paşa, Mustafa Kemal Atatürk’e bu galibiyeti telgraf aracılığıyla duyurmuştur.

Bu kutlu zaferle bırakacağımız bir tarih değil elbet 1 Nisan.

İkinci İnönü Savaşında kazandığımız zafere bir yenisini de Yunan ordusunu Anadolu’dan tamamen atmak için başlattığımız Büyük Taaruzu’u başarıyla sonuçlandırarak ekledik. 30 Ağustos Zafer Bayramı’mızı taçlandırmak maiyetinde kanunlaştırmasak zaferimiz eksik olurdu. 1926 yılının 1 Nisan tarihinde Zafer Bayramı Kanunu’nu kabul etmemiz ile 30 Ağustos tarihini taçlandırmış olduk.

sakarya meydan muharabesi

Bir yerde de şaka gibi 1 Nisanlar’ımız bulunmakta. Asker ve mühimmat yetersizliği ile mağlubiyetimiz kesin görünürken zafer üstüne zafer kazanmamız, halkımızın savaşa katılıp en önlerde saf tutması, aslında bu halkın içinde yıllardır bastırdığı bağımsızlık duygusu ve Paşaların yapacağı ikmal eğitimini bir Albay’ın vermesi. Bunlar da  dünya’ya bizden 1 Nisan Türk şakası olsun.

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse Düğün Adetlerinin Tuhaf Kökenleri yazımıza bakabilir. Ayrıca bizi Instagram ve Twitter’dan takip edebilirsiniz.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki
şimdi boku yedik

"Şimdi Boku Yedik" : Nazilerin Düşüşünde Hayat Kurtaran Argo

Sonraki

ZEİGARNİK ETKİSİ: YARIM KALMIŞLIKLARIN HİKAYESİ