sessiz gemi

Sessiz Gemi’nin Suskunluğu

Birçoğumuz Sessiz Gemi şiirini duymuşuzdur. İlk defa okuyan kişiler genellikle ölüm hakkında olduğunu düşünür bu şiirin. Haksız da sayılmazlar ama asıl hikayesi başkadır Sessiz Gemi’nin.

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’in Bir Araya Gelişleri

   Hikâye Yahya Kemal Beyatlı’nın Nazım Hikmet’e şiir hocalığı yapmasıyla başlar. Hafta sonları ders vermek için gittiği evde Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ile tanışır ve ona âşık olur. O sıralarda bir Osmanlı diplomatıyla evli olan Celile Hanım’la, Nazım Hikmet’in derslerinden arta kalan zamanda sanat, şiir ve edebiyat üzerine uzun sohbetlere başlarlar.

yahya kemal ve celile hanım
celile hanım

   Aradan bir süre geçer. Ortalıkta artık dedikodular dönmeye başlamıştır. Celile Hanım da bu dedikoduları desteklercesine o dönem eşinden boşanmıştır. Bu boşanmayla birlikte daha da yakınlaşırlar Yahya Kemal ve Celile Hanım. Bu yakınlaşmadan rahatsızlık duyan Nazım Hikmet ise ortaya ağırlığını koyar. Bir gün Yahya Kemal’in paltosunun cebine bir not bırakır. Notta, “Hocam olarak girdiğin bu eve babam olarak giremezsin.” yazılıdır.

nazım hikmet ve yahya kemal
nazım hikmet ve yahya kemal

   Zaten evlilikten korkan bir insandır Yahya Kemal. Üstüne bu rahatsız edici notu da düşününce uzaklaşma kararı verir Celile Hanım’dan. Kocasından Yahya Kemal için ayrılan Celile Hanım ise bu duruma bozulmuştur. Uzun süre göremeyince bir mektup yazmaya karar verir.

“Bugün Pazar. Belki gelirsin diye üç vapurunu pencerede bekledim, gelmedin ve ben mahzun oldum. Verdiğin konferansa gelmedim, kalabalıktır memnun olmazsın diye, fakat hep aklım sende idi. Çok çok göreceğim geldi seni. Beni niye aramadın? Sana gücendim canımın içi, pek göreceğim geldi. Ben o günden beri, yani Salı gününden beri evdeyim, dikiş dikiyorum. Evimiz için çalışıyorum.”

Celile Hanım

   Ama Yahya Kemal gelmez. Aradan uzun yıllar geçer. Nazım Hikmet artık mahkûm olmuştur. Celile Hanım’ın ise bu duruma yüreği dayanamaz, geçen zaman içinde görme yetisini kaybetmiş olmasına rağmen açlık grevine başlar oğlunun serbest bırakılması için. Tevafuk eseri oradan Yahya Kemal de geçmektedir. Celile’sini görür ama korkudan ve uzun zaman aradan sonra görmenin şaşkınlığından, ne diyeceğini de bilemediğinden oradan sessizce uzaklaşır.

   Yahya Kemal’in ölümünden sonra bir zarf ve içinde iki kuru yaprak bulunur. Zarfta şöyle yazılıdır: “Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci Garı’nda gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir. Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim.”

Yahya Kemal

Sessiz Gemi

Celile Hanım, Yahya Kemal ile bir olamayacağını anlayınca Sirkeci Garı’nda vedalaşmıştır. Bu vedalaşmanın üzerine Yahya Kemal duygularını şu dizlerle aktarmıştır:

sessiz gemi
sessiz gemi

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”

Ayrıca sitemizdeki, Neden kimse kimseye güvenmiyor? yazımıza da bakabilirsiniz.

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki
piercing

KUTSAL METAL PARÇASI: PİERCİNG

Sonraki

MALİ - Umursamadığımız Ülkelerden Pırlanta Değerindeki Müzikler