Cemal Süreya ve Sezai Karakoç’un Gençlik İddiası: Mona Rosa

Cemal Süreyya nasıl Cemal Süreya oldu? Sezai Karakoç ünlü Mona Rosa şiirini neden yazdı? İktisadi bilimler fakültesi için 2 şair çok muydu? Etrafta dolaşan hikayeler de neyin nesi?

Rivayete göre her şey bu iki şairin aynı kadını sevmeleriyle başlar. Bu kadın Geyveli bir muhacir kızı olan Muazzez Akkaya… Sezai Karakoç ve Cemal Süreyya bu kadına öylesine aşıklarmış ki birbirlerine sürekli aşklarından bahseder, kadının ceketinin cebine habersiz mektuplar koyarlarmış. Bir gün bu iki delikanlı arasında çıkan tartışma sonucu bir iddiaya girilmiş. Sonuç kimseyi fiziksel olarak etkilememeli diye düşünerek soyadlarından bir harf sildirmek üzerine iddiaya tutuşmuşlar. Nerdeyse her gün isimsiz şiirler, mektuplar alan Muazzez Akkaya, iki gencin de aşkından habersizdi. Kızın gönlünü kazanan iddiayı da kazanmış olacaktı ve gel zaman git zaman iddianın kazananı Sezai Karakoç, bu büyük aşkın en önemli meyvesi ise Mona Rosa olmuştu.

Cemal Süreya’nın adından ”y” Harfinin Silinmesi

Bu rivayete göre sözünün eri olmasıyla bilinen Cemal Süreyya ise soy ismindeki bir “y” harfinden vazgeçmişti. 1956 yılında yayınlanan Elma şiirinde “Adımın bir harfini atıyorum.” diyerek soyadındaki harfi kaldırışını duyurmuştur Cemal Süreya.

Ancak Süreyya soy ismindeki bu harften vazgeçişini anlattığı bir diyalogda, bu rivayetlerden tamamen bağımsız olarak kendini şu şekilde ifade etmiştir:

“O zaman çok güvenirdim belleğime. Telefon numaralarını falan kaydetmezdim. Belki de kaydetmediğim için kalırdı. Ona dedim ki, eğer bu böyleyse, ismimden bir harf atarım dedim. Kaybedince, ismimde harf aradım, iki tane olandan birini atmak daha uygun geldi.”

Cemal Süreya

Bu konuşmada bahsi geçen numara ise Üvercinka’nın numarasıdır, yani mevzu ne Muazzez Akkaya’yla ne de Sezai Karakoç’la alakalı değildir.

Mona Rosa Gerçeği

Yine de Mona Rosa şiiri gibi bir gerçek vardır elimizde. Bu şiirin 30 yıl boyunca akrostiş çalışma olduğu anlaşılmamış, fark edildiğinde ise birçok efsanenin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Üstat ketumluğunu koruduğu için hikayenin Sezai Karakoç cephesini hiçbir zaman bilemedik ancak Mona Rosa içerdiği detaylar ile büyük bir aşk şiiri olduğu yönündeki duruşunu korumakta…

Bildiğimiz akrostişlerden farklı olarak bu şiir kıtaların baş harflerine dikkat edildiğinde akrostiş oluşturmaktadır. Kıtaların baş harfleri ise bize Muazzez Akkaya ‘m demektedir. Bu aşk hikayesi genellikle odağında Sezai Karakoç’un bulunduğu şekilde pek çok asılsız dedikodulara malzeme olmuştur. Örneğin, Muazzez Akkaya’nın Sezai Karakoç’un onu reddetmesi sebebiyle intihar ettiği yönünde iddialar o kadar çoktu ki Muazzez Akkaya’nın Amerika’da yaşayan kızı annesinin onunla birlikte yaşadığını belirtmek amaçlı Türkiye’ye mektup göndermişti. Tüm bunlar şehir efsanesinden ibaret olsa da edebiyatımızın en güzel eserlerini bize armağan eden şairlerimizin böylesine bir aşk hikayesinin içerisinde olması oldukça ilgi çekmiş, zamanla efsaneleşen hikaye orijinalliğini kaybetmiştir. Ancak Mona Rosa şiiri tüm güzelliği ve estetiğiyle bize keyifli bir okuma deneyimi sunmaya devam etmektedir:

MONA ROSA

Mona Rosa . Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa . Siyah güller, ak güller.

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek,
Mona Rosa seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmem için yetecek.
Anla Mona Rosa ben öteliyim.
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
Bende çıkar güneş aydınlığına.
Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
Seni hatırlatır her zaman bana.
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur.
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi.
Ellerinden belli olur bir kadın,
Denizin dibinde geziyor gibi.
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Saat on ikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine.
Kiminin rengi ak kiminin sarı.
Ah beni vursalar bir kuş yerine.
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni.
O masum bakışların su kenarında.
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza.
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
Alev alev sardı her tarafımı.
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kuş tüyüne.
Bir tüy ki can verir gülümsesen,
Bir tüy ki kapalı geceye güne.
Altın bilezikler o kokulu ten.

Mona Rosa . Siyah güller, ak güller.
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister,
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa . Siyah güller, ak güller.

SEZAİ KARAKOÇ

Total
0
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki

Amazon Prime Video'da İzlenebilecek 3 Dizi

Sonraki

Osmanlı'da Eşcinsellik (Oğlancılık): Civelekler Taburu