Çağ Kapatıp Çağ Açtığımız O Gün

567 yıl önce iki farklı tarih yazıldı.Bu tarihlerden biri müjdelenmiş komutan Mehmet’in Fatih oluşu iken diğeri Helena oğlu Konstantin’in kendi kehanetine adım adım yürüyüşüydü.
5 Nisan 1453’te Mehmet kendinden emin bir şekilde kuşatmayı başlatmıştı.Boğazkesen’in yapılışından beri Bizans halkı korkuyla bunu bekliyordu.Mehmet savaş öncesinde usülen savaş olmadan şehri teslim almayı teklif etti.Ancak sürekli söylenen kehanetten kaçmaya çalışan İmparator Konstantin bunu kabul ederse onurunu ayaklar altına almış olacaktı ve kabul etmedi.Böylelikle bu destansı savaş başladı. Mehmet bu şehri almak için her şeyi yapmaya hazırdı.Bu asi ve kararlı yapısı onu, mucize olarak görülen ‘gemileri karadan yürütme’ fikrine kadar götürmüştü.Gemiler büyük çabalarla ve büyük bir gizlilikle Haliç’e indirilmişti.Bu hamleden sonra Bizans korku içerisinde barış teklifi sunmuştu ancak “Burdan geri gitmem kabil değildir.Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni.” cevabı Mehmet’in kararlılığını tamamen kanıtlamıştı.Barıştan ümitleri kesilen Bizanslılar Venedik’ten geleceği söylenen filoyu bekliyordu.Ancak filo uzun süre gelmeyince Bizans askeri mücadeleden de ümidini kesmiş tamamen Tanrı’ya sığınmıştı.Bizans, savaş psikolojisini çok iyi yöneten Türk ordusu karşısında müşkül durumdaydı.Her gece yakılan büyük ateşler, atılan savaş naraları ve korku salan mehter vuruşlarıyla Bizans psikolojik olarak yıkılıyordu.
28 Mayıs 1453 gecesi ateş her zamankinden daha büyük yakılmıştı.29 Mayıs sabahı iki taraf da çok zorlu bir mücadele veriyordu, Türk askerleri durmadan surlara tırmanmaya çalışıyordu.Bir bölgenin boş bulunması ile sura tırmanan Ulubatlı Hasan oracıkta şehit olmasına rağmen Türk sancağını dikmeyi başarmıştı.Türk sancağının surlarda dikili olması, şehrin Bizans için düştüğünün bizim içinse fethedildiğinin habercisiydi.
Nihayet kuşatmanın 54.gününde İstanbul fethedilmişti ve Sultan II. Mehmet Fatih unvanını almıştı.Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs 1453’te Topkapı’dan törenle şehre girmiş ve korku dolu olan halkı rahatlatacak bir konuşma yapmıştı.Hoşgörü ile yönetilen bir imparatorluk hayali içinde olan II. Mehmet tüm kararlılığı ile istediğini elde etmişti.

Total
3
Shares
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önceki

Zeki Müren: Sanat Güneşi'nin Doğuşu

Sonraki

Olimpiyat Maraton